Bayramı sağlıkla ve keyifle geçirmek istiyorsak sofralarımızda ölçülü olmalı, dengeyi mutlaka korumalıyız. Ramazan ayı boyunca bedenimiz ve ruhumuz bir arınma sürecinden geçti. Uzun süreli açlıklar ve ramazan sofralarının ardından, bayramın zengin kahvaltı ve kutlama yemeklerinin yanı sıra bol çeşit tatlılarla dolu sofralarına geçiş yapacağız. Ancak bu geçişi dengeli ve sağlıklı bir şekilde yapmak önemlidir.
Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğba Memiş, bayram sofralarında dikkat edilmesi gereken beslenme planı hakkında önemli bilgiler verdi. ‘Aşırıya kaçmadan, hem nefsimizi hem bedenimizi doyuran sofralar kurmak en büyük bayram güzelliğidir.’ dedi.
Günlerce aç kalmaya alışan mideye bayram sabahı birden ağır bir yük bindirmek, mide yanması, şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabilir. Güne hafif, sade ve dengeli bir kahvaltıyla başlamak en doğrusudur. Peynir, zeytin, haşlanmış yumurta, taze sebzeler ve birkaç dilim tam buğday ekmeğiyle hem tok tutan hem de mideyi yormayan bir öğün hazırlanabilir.
Bayram denilince akla çeşit çeşit şerbetli tatlılar gelir, ancak kontrolsüz tatlı tüketimi, kronik bir hastalığımız olmasa dahi çeşitli sorunlara yol açabilir. Tatlıyı fazla kaçırmak kan şekerini aniden yükseltip düşürebilir, bu da halsizlik, çarpıntı, baş dönmesi gibi şikayetlere neden olabilir. Küçük bir porsiyonla yetinmek veya sütlü tatlıları tercih etmek sağlığımız açısından daha uygundur. İkram kabul eden misafirler kadar, ev sahiplerine de fazla ısrar etmemek konusunda görev düşüyor. İkramlarımızı kahve ya da meyve gibi alternatiflerle çeşitlendirebiliriz.
Bayram sofralarında kavurmalar, börekler ve kızartmalar sıkça yer alır. Ancak bu yiyecekler, özellikle kalp-damar sağlığı için risk oluşturabilir. Yağ oranı düşük, fırında veya haşlama olarak pişirilmiş yemekler hem daha hafif hem de sindirimi daha kolaydır. Sofralarda sebze yemeklerine, salatalara da mutlaka yer verilmelidir. Renkli sebzeler ile zengin sofralar hem gözümüze hem sağlığımıza daha hoş gelebilir.
Ramazan boyunca sınırlı zaman diliminde su içmeye alışan vücut, bayramla birlikte bu dengeyi yeniden kurmalıdır. Günde en az 8-10 bardak su içmek, sindirimi kolaylaştırır, halsizliği önler ve vücudun kendini toparlamasına yardımcı olur. Çay ve kahvenin fazla tüketimi su ihtiyacını karşılamaz, muhakkak ekstra su tüketmeliyiz. Susuz bir diyetin böbrekler açısından büyük risk oluşturduğunu akılda tutmak gerek.
Bayram, sadece yemekle değil; paylaşmakla, gönül almakla ve birlikte olmakla anlam kazanır. Sofralarımızda da bu ölçü ve denge ruhunu koruyabilirsek, hem kendimize hem de sevdiklerimize gerçek bir bayram yaşatmış oluruz. Aşırıya kaçmadan, hem nefsimizi hem bedenimizi doyuran sofralar kurmak en büyük bayram güzelliğidir.
Unutmayalım ki bayram sofraları sadece midenin değil, gönlün de beslendiği yerlerdir. Ramazan’dan kalan o içsel dengeyi bayramda da sürdürebilirsek, hem bedenimiz hem ruhumuz bize teşekkür edecektir. Herkese mutlu ve dilediği tüm güzellikleri beraberinde getirecek huzur dolu bayramlar dileriz.
DÜNYA
7 saat önceSİGORTA
4 gün önceSİGORTA
4 gün önceSİGORTA
4 gün önceSİGORTA
4 gün önceSİGORTA
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.